| |
|
Down
Sendromu, nedir O?
Down
Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük düşmanı
bilgi eksikliğidir. Bu yüzden, "Down Sendromu
nedir?" sorusunu cevaplamaya çalışacağız. Bunu
yaparken kullanacağımız bazı terimler size
yabancı gelse de endişelenmeyin, bunların daha
doyurucu açıklamalarını gönüllü ailelerimizde
bulacaksınız.En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun
vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir
kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down
Sendromu bir hastalık değil genetik bir
farklılıktır.İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin
çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış
olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve
kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana
unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan
sahip olduğu bir kromozom onun hayatını
etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoğunda
embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun
gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.Çocuğunuzun fiziksel görünümü
diğer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım
sağlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki,
bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü
olması gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu
olması bir genetik farklılıktır.Down Sendromu konusunda iki şey kesindir.
Birincisi, Down Sendromunun kaynağı anne-baba
değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç
bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol
açmaz. İkincisi, diğer çocuklar gibi Down
Sendromlu çocukların da kendilerine özgü
kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır.
Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip
bir birey olarak büyüyeceklerdir.Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında
Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan
bir durum değildir. Down Sendromlu insanların,
insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu
düşünülmektedir. Dolayısıyla Down Sendromunu
yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmek
yanlış olmasa gerek.
Down
Sendromu nasıl oluşur?
Down
Sendromunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek için
genetik konusunda biraz daha detaylı bilgiye
gereksinim duyacağız. Sahip olduğumuz hücrelerin
çekirdeklerinin genlerden oluştuğunu ve
taşıdığımız fiziksel özelliklerle, kişiliğimizin
ana unsurlarının bu genlerde kodlanmış olduğundan
söz etmiştik. Genlerimiz birbirlerine kromozom
denilen çubuklarla bağlıdır. Çoğumuzun her
hücresinde, 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozomlar
da çiftler halinde kümelenmişlerdir, yani
hücrelerimiz 23 çift kromozoma sahiptirler.
Kromozom çiftlerimizin biri annemizin
yumurtasından, diğeri babamızın sperminden
gelmektedir. İnsan vücudundaki yumurta veya
spermlerin hücrelerine "germ
hücreler" denir ve bir tek bunlara ait
hücreler 23 kromozomdan oluşmuştur.
Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46
kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun
oluşturduğu ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre
ortaya çıktığında yeni hücre ilkinin özelliklerini
taşımaktadır. Dolayısıyla bebeğin genetik yapısı
oluşacak ilk hücreye bağlıdır. Kromozomlar
ikişerli gruplar halinde 23 çift olarak denge
halindedirler.
Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla
kromozoma sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu
durum, yani üç kromozoma sahip olma Trizomi olarak tanımlanır.
Down Sendromu durumunda üç kromozom oluşumu gen
zincirinin 21. Kromozom halkasında oluştuğundan bu
oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır. Embriyo
geliştikçe bu durum yeni oluşan hücrelere
aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma
sahip olmasına neden olur. Down Sendromlu
insanların %95'i söz ettiğimiz Nondisjuction Trisomy 21
türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken, tepesi
koparak gövdenin alt kısmı diğerine yapışarak 21.
Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation türünün %60'ı
döllenme sırasında oluşur, kalan kısmı aileden
kalıtım yoluyla gelmektedir. Dolayısıyla
Translocation türü kalıtımsal yolla oluşabilen tek
Down Sendromu türüdür ve sonraki hamileliklerde
tekrar etme olasılığı yüksektir.
Diğer bir tür olan Mosaicism, Down Sendromlu
insanların %1'inde görülür. Mosaicism'de döllenme
sonrasındaki ilk hücre bölünmelerinden birinde
yanlış bir bölünme oluşur. Böylece gelişen
embriyonun bazı hücreleri 46 kromozoma sahipken,
bir kısmı 47 kromozoma sahip olur. 47 kromozoma
sahip hücrelerin oranı çocuktan çocuğa değişkenlik
gösterir ve bu çocuklar Down Sendromu
özelliklerinin sadece bir kısmına sahip
olurlar.
Down Sendromlu çocukların fazladan bir 21.
Kromozomu olmasına rağmen, diğer tüm kromozomları
normaldir ve görevlerini gereği gibi yerine
getirmektedirler. Dolayısıyla bazı özellikleri
fazla kromozomun neden olduğu artı proteinlerden
dolayı olumsuz yönde etkilense bile kişiliğinin
ana hatları diğer 46 kromozomu tarafından
belirlenir. 
Neden
çocuğum Down Sendromlu?
Down Sendromuna
neden olan belirleyici faktörler konusunda,
annenin yaşı, radyasyon, troit antibodies,
uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler
ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik
kazanmış olanı yoktur. Sonuçta 21. Kromozom
bilinmedik bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede
yerini korumuştur.
Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun
sıklığı ile ilişkili olan tek istatistik veridir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar kromozom
bölünmezliğinin yalnızca anne yumurtasından değil
baba sperminden de kaynaklanabileceğini
göstermiştir. Yukarı

Tüm
doğumlar ile karşılaştırıldığında Down Sendromlu
çocuk sayısı
|
Sonraki
çocukların Down Sendromlu olma riski
nedir?
Bu sorunun cevabı çocuğun
kromozom değişiminin türüne bağlıdır. Çocuk
doğduktan sonra tekrar etme riski Trizomi 21'de %
1'in altındadır. Anne ve babanın yaşlarına bağlı
değildir.Mozaik formda risk yüksek değildir, fakat
istisnalar oluşmaktadır.Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir,
o zaman tekrar etme riski yoktur.Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik
olarak aktarıldığında, o zaman tekrar etme riski %
8 ile % 10 arasında değişmektedir. Yukarı
Doğumdan sonra, emzirme hakkında
notlar...
Bir
annenin tecrübeleri...
"Üçüncü
çocuğumuzun doğumuna iyi hazırlanmıştık. Ve iki
çocuktan sonra bu bebeğimizin bakımıyla ilgili
hiçbir problem yaşamayacağımızı düşünmüştük. Fakat
her şey çok farklı gelişti. Doğumdan yarım saat
sonra Tolga'nın Down Sendromlu olduğunu öğrendik.
Bu bizim için bir şoktu. İki sağlıklı çocuktan
sonra böyle bir sorunla karşı karşıya
kalabileceğimiz aklımızın ucundan bile geçmemişti.
Diğer çocuklarımı emzirdiğimden Tolga'yı
emzirmek kadar doğal bir şey yoktu benim için.
Fakat çocuk kliniğindeki doktorlar böyle bir
çocuğun emzirilmesinin son derece güç olduğunu
düşünüyorlardı. Fakat anne sütü ile beslemenin
önemini de gözardı etmiyorlardı.
Böylelikle sütümü pompalayıp çocuğumu anne sütü
ile beslemeye başladım. Özellikle onu
kabullenememekten dolayı hissettiğim suçluluk
duygusundan sonra, çocuğumun büyümesine katkıda
bulunabilmek benim için çok güzel bir histi.
Göğüsten emmeyi Tolga ancak 4 hafta sonra
başarabilmişti. Enfeksiyonlara karşı anne sütünden
dolayı korunmuştu. Ağız ve çene kasları anne
göğsünü emmesinden dolayı kuvvetlenmişti. Emzirme
esnasındaki yakın ilişki sayesinde bizi çok yakın
zamanda algıladı ve 10 haftalıkken bize gülücükler
dağıtıyordu."
Emzirmek, tüm bebekler için olduğu gibi Down
Sendromlu çocuklar için de son derece önemlidir.
Bu çocukların anne sütü ile beslenmeleri, ağız
sistemlerinin kuvvetlenmesini sağlar. Kuvvetli
şekilde emmek, normal bir ağız yapısının
oluşmasının en iyi yoludur. Emzirme ile alt
çenenin gelişimi ve dil hareketi sayesinde ağzın
kapatılmasının öğrenilmesi daha kolaydır. Çünkü
Down Sendromlu çocuklar bu konuda bazı zorluklar
yaşarlar. Ağzın kapatılmasına yönelik erken
müdahaleler olumlu sonuçlar vermektedir.
Sizin ve çocuğunuz için
önemli olan birlikte olmak ve iyi bir ilişki
kurmaktır. Emzirme buna da yardımcı olabilir,
fakat zorunlu değildir. Emzirmenin mümkün
olamadığı durumlarda çocukla besleme sırasında
da sıkı bir bağ kurulabilir. İlk günlerde
çocuğu beslemek çok zor olabilir, fakat pes
etmeyin.
Çocuğunuzun ağzını kapamayı öğrenmesi, göğüsten
emzirmede biberona nazaran daha kolay olmaktadır.
Ayrıca bebeği emzirirken, emzirme ritmine uygun
bastırma veya çene altından hafiften okşamayla
yardımcı olunabilir. Bazen ilk etapta bir damla
sütü göğüsten ele alıp çocuğun ağzına itmek de
yararlı olabilir. Bu durumda, emzirme isteğini
uyandırmak için, parmak çocuğun ağzında hafiften
sağa sola oynatılmalı, bebek ancak emmeye
başladığında göğüs verilmelidir.
Emzirme esnasında da ara sıra parmakla bu
şekilde davranmak çocuğun emzirme isteğini
çoğaltabilir. Bebekteki emmeyi kolaylaştırabilmek
için diğer bir hareket de göğüsün ufak
pompalamalarla ovuşturulmasıdır. Göğüs ucu bebek
tarafından daha kolay yakalanır ve süt hemen
gelir. Ayrıca bu yöntem sütün çoğalmasına da
yardımcı olmaktadır. Bebek tam doyurulamadığında
sütün pompalanıp biberondan verilmesi bebeğin
sağlığı için önemlidir.
Çoğu zaman birkaç hafta sonra bebeği sağlıklı
bir şekilde doyurmak mümkün olabilir. Bebeği
emzirirken farklı problemlerle karşılaşıldığında,
anne bir doktora başvurmalıdır. Diğer bilgileri
ilgili kurum ve kuruluşlardan alabilirsiniz.
İletişim adresleri broşürün arka sayfalarındadır. 
Down
Sendromlu çocuklar nasıl gelişir?
Fazla
kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak
etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli
olacaktır. Çünkü kromozom değişimini geri almak
mümkün değildir. Fakat unutulmamalıdır ki bir
çocuğun gelişimi sadece genetik faktörlere bağlı
değildir. Çevre ve öğrenme faktörleri de çocuğun
gelişiminde çok önemli ve etkilidir. Down
Sendromlu çocukların ihtiyaçları diğer çocukların
ihtiyaçlarından farklı değildir. Onlar da anne,
baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk
duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak,
öğrenmek, gülmek isterler. Down Sendromlu bir
çocuğun mümkün olduğu kadar sosyal bir
ortamda büyütülmesi, gelişimi için son derece
yararlıdır.
Çocuklar 1 yaşına kadar bazı
önemli gelişmeler gösterirler. Bu gelişmeler anne
ve baba tarafından sevinçle karşılanır. Örneğin
ilk gülücük veya kendi başına oturması,
emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu çocuklar
birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenir ve
normal gelişme prosedürünü daha geç tamamlarlar.
Fakat çocuğunuzun bunların hepsini öğreneceğine
emin olabilirsiniz. Down Sendromlu çocuklar için
aile içi yardımın yanı sıra geliştirme ve
rehabilitasyon merkezlerinin yardımı da çok
önemlidir.
Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin
üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların
öğrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan diğer
çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.
Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların
gelişmesi için önemlidir. Oyunların özellikle
engelli çocuklar için daha büyük bir önemi vardır.
Çocuk oyunları, tekerlemeler ve şarkılar anne ve
çocuğa keyif verir. Çevre ile kurulan
ilişkiler ise konuşma ve sosyal gelişmeyi
destekleyerek, çocuğa, kendisine uygun olana
katılma imkanı sağlar.
Diğer çocuklar gibi, Down
Sendromlu çocukların da fazla oyuncağa ihtiyacı
yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini arttıracak
ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak madde ve
materyallerine ihtiyaçları vardır. Oyunda önemli
bir diğer nokta ise başka çocukların da
bulunmasıdır. Çevrenizde çocuğunuza birlikte
oynayabileceği arkadaşlar arayın. Bunlar engelli
olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu
çocuğunuzun çok hoşuna gidecektir.
Birlikte oynamaktan engelli olmayan çocuklar da
zevk alacaktır. Çocuğun kardeşleri varsa doğal
olarak en iyi oyun arkadaşları onlar
olacaktır.
İlk yıllarda çocuğun gelişimi
için bir destekleme programı oldukça önemlidir.
Erken destekleme sayesinde çocuğunuz birçok şeyi
daha erken öğrenebilir ve böylelikle kendisini de
geliştirebilir.Çocuğa uygulanan fizyoterapi özel bazı
zorlukları azaltabilir ve hareket gelişimini
hızlandırabilir.Çocuğun gelişebilmesi için yapılan yardım,
öğrenme ve geliştirme programları, tüm zihinsel ve
gelişim zorluğu çeken engelli çocuklar için
aynıdır. Fakat her çocuk tektir ve tek başına bir
kişiliktir. Bu nokta asla unutulmamalıdır.
Erken destekleme programları çok olumlu
sonuç vermektedir. Ancak bu tür programlar
uygulanırken sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür.
Takdir edersiniz ki çocukların zorunlu bir çalışma
programına kıyasla sevgiye ihtiyaçları çok daha
fazladır. Ve anne-baba, eğitim konusunu gereğinden
fazla ön plana çıkarırsa çocuğunun psikolojik
dengesini olumsuz etkileyebileceğini
unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir diğer
nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar
birbirine çok fazla benzese de her birinin farklı
yetenekleri ve kişilik özellikleri
taşıdığıdır.
2 yaşında konuşmayı destekleme
programları önem kazanacaktır. Çocuğun kendisini
daha iyi ifade edebilmesi ve algılamasını
kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları,
kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak
materyalleri çok önem taşımaktadır. Fakat doğru
bir seçim şarttır. Örneğin seçilen bir kitabın
içinde yer alan resim ya da fotoğrafların
tanınması ya da gündelik işlerde kullanılan türden
olması daha iyi sonuç verecektir.Down Sendromu ile bağlantılı birçok hastalık ve
problem vardır. Çocukların üçte birinde kalp
problemleri vardır. Birçoğunun da mide ve
bağırsak, duyma ve görme problemlerinin yanı sıra
yüksek bir enfeksiyon olasılığı da vardır. Bu tür
sorunlarda erken teşhis ve uygun tedavi Down
Sendromlu çocukların hayat şartlarını pozitif
olarak etkilemektedir.
Yuva hayatı...
Diğer çocuklar için olduğu kadar Down Sendromlu
çocuk için de yuvaya gitmek, hayatında önemli bir
adımdır. Uzun süre başka çocuklarla birlikte
olmak, çocuğa grup tecrübesi başkalarından
öğrenme, birlikte öğrenme, yeni arkadaşlar edinme-
sağlamaktadır.
Bazı engelli çocukların
grup içinde hareket edebilmeleri zor olabilir.
Fakat onlar da birçok şeyi diğer çocuklara bakarak
öğrenebilirler. Yani diğer çocuklarla birlikteliğe
ihtiyaçları vardır.
Ayrıca büyükler tarafından duygusal desteğe
ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle çocuk yuvasındaki
gruplarda önemli olan yeterli ve kaliteli
personelin bulunmasıdır. Böylelikle engelli
çocukların grup içerisinde kendilerini rahat
hissetmelerini sağlayabiliriz.
Down Sendromlu çocukların ailelerinin,
çocuklarını hangi tip yuvaya gönderecekleri,
kendilerine bağlıdır. Ancak, yuva seçiminde diğer
anne ve babaların deneyimlerinden ve uzmanların
görüşlerinden faydalanılmalıdır.
Down Sendromlu çocuklar okulda...
Down Sendromlu bir çocuğun yaşamında bir diğer
önemli adım da okuldur. Okul, o zamana kadar
alınan eğitim ve desteğin devamının sağlanması
açısından önem taşır. Ne yazık ki ülkemiz
koşullarında engelli çocuk sahibi anne ve
babaların okul seçimine yönelik çok fazla
alternatifi bulunmuyor. Anne ve babalar
çocuklarını ya özel alt sınıflara ya da sadece
engelli çocukların devam ettiği okullara göndermek
zorunda kalıyorlar.
Yurt dışında ise durum çok daha farklı. Pek çok
ülkede engelli ve sıradan çocukların bir arada
eğitim aldığı kaynaştırma (entegrasyon)
programlarına ağırlık veriliyor. Özellikle son
yıllarda oldukça hız alan bu çalışmalar engelli
çocuklar açısından olumlu sonuçlar veriyor.
Türkiye'de de kaynaştırma programları üzerine
yakın zamanda bazı çalışmalar başlatıldı. Ancak bu
çalışmalar oldukça ağır ilerliyor. Ayrıca yeterli
altyapı sistemi geliştirilemediği göz önüne
alınırsa (öğretmen, pedagog desteği vb.) çocuk
için ne kadar yararlı olacağı da tartışmalı.
Bizler Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı olarak
çocuklarımızın olabildiğince diğer çocuklar ile
bir arada okula gitmesi yani kaynaştırma
programlarından yararlanmasını istiyoruz. Ancak,
"bu dileğimizin gerçekleşebilmesi biraz da anne ve
babaların göstereceği çaba ve kararlılıkla ilgili"
diye düşünüyoruz.
Bu nedenle önümüze
konulanın dışında yeni seçenekler yaratabilmek
için vakfımız çatısı altında çalışmalarımız devam
ediyor.
Aile içi yaşantı...
Down Sendromlu bir
çocuğun aile için yaşantısı (anne baba, aile,
akrabalar ve komşular) ne kadar iyiyse gelişme
olanağı da o kadar çoktur. Anne babanın çocuğa
gerçekten yardımcı olabileceği bir ilişki ancak
tüm aile huzurlu bir yaşam sürdüğünde kurulabilir.
Sevgili anne ve babalar bu nedenledir ki,
kendi arzu ve isteklerinizi yerine getirmeniz,
eşiniz ile ilişkilerinizi olumlu bir şekilde
yürütmeniz, diğer çocuklarınıza karşı gereken
ilgiyi göstermeniz çocuğunuzun yararına olacaktır.
Bazı zamanlar çocuğunuza kısa süreli olarak
başkası tarafından bakılması aileye nefes alma
imkanı verecektir. Zaman içerisinde bir çok aile
çocukları ile birlikte yaşamayı ve aynı zamanda
onu olduğu gibi kabul etmeyi öğreniyorlar.
Aynı sorunlarla karşı karşıya olan ailelerin
deneyimleri hakkında konuşmaları bazen kendilerine
çok büyük yardım sağlıyor. Dost Yaşam Down
Sendromu Vakfı da bu tür görüş alış verişlerinin
zaman içerisinde geliştirilmesi ile oluşmuştur.
Çalışmalarımız sırasında gerçekleştirdiğimiz
toplantılarımızda anne ve babaların aktardığı
deneyimlerin yanı sıra birlikte olmanın verdiği
gücü hissetmek bizlere moral sağlarken özellikle
Down Sendromu ile yeni tanışan ailelere de ışık
tutuyor.
Grubumuzla ilişkiye geçtiğiniz taktirde sizler
de hem aileniz hem de çocuğunuz açısından yarar
sağlayacağınızdan emin olabilirsiniz. Adres ve
telefon numaralarımız broşürümüzün arka sayfasında
yer almaktadır.
Beraberlikten güç doğar!
Sadece yukarıdaki başlığı okumanız bile
amacımızı anlamanız için yeterli. Türkiye'de
yaşayan engelli insanların ve ailelerinin yaşadığı
sorunlar listesinin sonunu getiremeyiz. Ancak
sayılabilecek sorunların pek çoğunun çözümü bir
arada hareket etmekten geçiyor. Aileler
çocuklarına yardım edebilmek için ne kadar gayret
gösterseler de, bireysel çabalar bazı sorunları
çözmeye yetmiyor.
Bizler bu görüşten yola çıkarak bir araya
geldik ve kocaman bir aile olduk. Sesimiz ne kadar
güçlü çıkarsa sorunlarımızı da o kadar kolay
çözebileceğimize inanıyoruz. Çocuklarımızın
toplumdaki diğer insanlar gibi yaşayabilmesi,
insani haklarını kullanabilmesi için çalışıyoruz.
İsteklerimiz öyle çok da ulaşılması zor şeyler
değil. Bir anne babanın kişilik sahibi, üretken ve
sosyal çocuklar yetiştirmekten daha doğal ne amacı
olabilir? İşte bizler bu amacı gerçekleştirebilmek
için çalışıyoruz.
Siz de bir arada
olmanın, dayanışmanın gerekliliğine inanıyorsanız
ve çocuklarınız için bir şeyler yapmak
istiyorsanız grubumuza katılabilirsiniz.
Tedavisi Var mıdır?
Down Sendromuna genellikle eşlik eden hastalıkların da tedavi edilmesi gerekir; doğumsal kalp hastalıkları, duyma ve görme problemleri, tiroid hastalıkları, bağışıklık sistemi yetmezliği, çeşitli enfeksiyonlar, mide ve barsak sorunları v.b. Bu rahatsızlıklar için de erken teşhis ve tedavi olumsuz sonuçların azaltılması için gereklidir.
Down Sendromlu çocukların da diğer çocuklar gibi aileleriyle zaman geçirmek, çevrelerini keşfetmek, oyun oynamak gibi ihtiyaçları vardır. Bu çocuklar, diğer çocuklardan daha geç öğrenirler ve normal gelişimi daha geç tamamlarlar. Down Sendromlu ocuğun gelişimi için sosyal bir ortamda büyütülmesi faydalı olacaktır. Bu konuda geliştirme ve rehabilitasyon merkezlerinden yardımı alınmalıdır. Özellikle ilk yıllarda çocuğun gelişimi için bir destekleme programı çok önemlidir. Erken teşhis ve tedavi ile birçok şeyi daha erken öğrenebilir ve bu şekilde kendisini de geliştirebilir. Özel eğitimde, ilerlemek ve hedeflere ulaşabilmek için eğitimin sürekli olması gerekir. Zihinsel gelişimi desteklemek için eğitsel araç olarak özellikle oyundan faydalanılır. Doğru seçilmiş ve ilginç materyaller, hem motivasyon arttırıcı hem de görsel olarak gelişimini destekleyici işlev görür. Çocuğun öğrendiklerini tekrarlayarak pekiştirmesi ve kendisini geliştirmesi açısından aileyle işbirliği önemlidir. Böylece aile de günlük hayatında çocuk için çeşitli imkanlar sunabilir. Eğer eğitimi, diğer çocuklar arasında da desteklenirse çok daha faydalı olur. Zihinsel ve bedensel gelişimin desteklenmesi için de erken fizyoterapi gereklidir. Doğumdan sonra çocuğun eğitimine ne kadar erken başlanırsa o kadar faydalı olacaktır. Fizyoterapi çocuğun hareket ve sosyal gelişimlerini hızlandırır. Özellikle kas gevşekliği nedeniyle başını tutma, emekleme ve yürümenin geç olması sebebiyle fizyoterapi, hayata bir an önce başlamasında, etrafını keşfetmesinde yardımcı olacaktır.
Down Sendromuna Ne Sebep Olmaktadır?
Down sendromu genellikle hücre bölünmesindeki bir hatadan kaynaklanmaktadır. Bununla beraber, diğer iki tip kromozom anormallikleri olan Mosaisicism ve Translocation da daha az dereceli olmalarına reğmen Down sendromu ile ilişkilendirilmektedir. Hatalı hücre bölünmesi ile embriyoda sayisi 2 olması gerekirken, 3 tane 21 numarali kromozomdan bulunur. Gebe kalmadan önce yada sonrasında 21 nolu kromozom çifti ya spermde yada yumurtada hatalı bölünme oluşturur. Embriyo gelişirken bu extra kromozom vücuttaki her hücrede kopyalanır. İste bu hatalı bölünme olayı Down Sendromu vakalarının %95 inden sorumludur.
Down Sendromlu doğan çocukların %85 inin 35 yaş altı kadınların çocuklarında görülmüştür bunun nedeni olarak da genç kadınların doğurganlık yüzdelerinin daha yüksek olması olarak gösterilmektedir. Fakat yinede anne yaşının artması ile Down Sendromlu çocuk doğumununda arttığıda diğer bir bilgidir. Bu hatalı kromozomal olayın baba tarafından aktarılma olasılığı olmasına rağmen, kadın yumurtasında daha gebe kalma öncesinde hatalı hücre bölünmesi olabileceğide yada tüm bunların dışında bazı çevresel faktörlerin de konu ile ilişkili olabilecekleri araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bununla beraber yıllardır süren araştırmalar bize sendromun tam nedenini açıklayamamaktadır. Ebeveynlerin hamilelik öncesinde veya sonrasındaki aktiviteleri ile Down Sendromunun hiç bir tipinde bağlantı bulunmamaktadır.
Mosaicisim de yumurtlama sonrasında başlangıçta bölünen hücrelerden birinde 21. kromozomun hatali olmasindan kaynaklanir. Bu iki tip hücrenin bir mix i şeklindedir, bazıları 46 bazılarıda 47 kromozom taşır. Bu 47 kromozom taşıyan hücrelerde extra bir 21. kromozom vardır. Bu oluşan mozaik desen nedeni ilede mosaicism terminolojisi kulllanılarak tanımlanmıştır. Bu tip Down sendromuna daha az rastlanır ve ve sadece %1 veya %2 lik kısmı oluşturur.Translokasyon ise diğer bir kromozomal problemdir.
Down Sendromunu Belirlemeye Yardımcı Doğum Öncesinde Yapılacak Bir Test Varmı?
Evet, hamile bayanlarda iki tip prosedür vardır: screening (eleme) testleri ve diagnostic (teşhis) testleri. İlk test fetus un Down Sendromlu olma olasılığını tahmin eder. İkincisi ise fetus un gerçekte sendroma sahip olup olmadığını teşhis eder. En çok kullanılan testler Triple Screen ve Alfa-fetoprotein Plus yöntemleridir. Bu testlerde kandaki belli maddelerin (alfa-fetoprotein, human korionik gonadropin, estriol) değerleri ölçülür ve annenin yaşıda göz önüne alınır. Bu testlerin hamileliğin 15 ve 20. haftalarında uygulanması tavsiye edilir. Bu testler ayrtınlı bir sonogram ile birlikte yapılırsa daha hassas olabilir, çünkü bu testlerin hassasiyeti sadece %60 dır.
Yeni Doğanlarda Down S. Nasıl Anlaşılır?
Bu teşhiste öncelikle bebeğin görünüşü ile ilgili bulgular ve Down Sendromunu belirleyen bazı fiziksel karakteristikler vardır. Düz bir yüz profili, basık nasal köprü, küçük burun, kulak şeklinde anormallik, avuç içinde gözlenen tek ve derin bir çizgi, birinci ve ikinci ayak ayakparmağı arasında normal dışı boşluk, dilin ağız büyüklüğüne oranla daha geniş olması gibi.
Down Sendromlu Bebeklerde Ne Tip Medikal Problemler Görülebilir?
Down Sendromlu çocuklarda bazı sağlık problemlerine daha sıklıkla rastlanmaktadır. Doğuştan kalp problemleri, enfeksiyonlara karşı hassasiyet, nefes alma ile ilgili bazı problemler, çocukluk lösemisi de daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bugün artık gelişen tıp dünyası ile burdaki bir çok sağlık problemi tedavi edilebilmektedir. Down Sendromu ile doğan bir insanın tahmini yaşam süresi de yaklaşık 55 yıldır. Down Sendromlu yetişkinlerde ise Alzheimer hastalığına yakalanma riski daha fazladır.
KÜÇÜK TAVSİYELER ...
o Çocuğunuza sevgi duyun, sevginiz arttıkça
kaygılarınızın azaldığını göreceksiniz.
o Çocuğunuza baktığınızda çocuğunuzun durumunu
değil, çocuğunuzu düşünün.
o Karamsar olmayın, unutmayın özel çocuğunuz
bunu hemen algılayacak ve üzülecektir.
o Eşinizler karşılıklı anlayış ve dayanışma
içinde bulunun, sorunlarınızı paylaşın.
o Aile içindeki diğer çocuklarınızı ihmal
etmeyin, onların durumlarını anlamaya özen
gösterin.
o Durumunuzu ailenize, arkadaşlarınıza ve
dostlarınıza söyleyin. onları Down Sendromu ve
size nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda
bilgilendirin.
o Down Sendromlu çocuk sahibi aileler ile temas
kurun, onların sahip olduğu bilgileri ve
deneyimlerini paylaşın, onlarla yardımlaşın.
o Çağdaş literatürü takip eden doktorlar ve
özel eğitim uzmanları ile temas kurun ve onlara
danışın.
o Beklentilerinizi sınırlamayın. |
|